top of page

SALGIN DÖNEMİNDE ÇOCUKLARIMIZIN PSİKOLOJİK SAĞLIĞI

  • Naz Gümüşcan
  • 5 Nis 2020
  • 5 dakikada okunur

Tüm dünyayı etkisi altına alan Corona Virüs salgını bizim seçimimiz değil, ama bu süreci nasıl yaşayacağımız bizim seçimimiz…


Büyük ve küresel boyutta, evrensel bir kriz ile karşı karşıyayız. Tüm dünyayı derinden etkisi altına alan Corona virüs salgını geniş kitlelere yayılmaktadır. Bu süreçte ölümcül sonuçların gün geçtikçe artış göstermesinden dolayı ruhsal açıdan etkilenmek “normal” bir durumdur.Tüm dünyanın aynı anda yaşamakta olduğu olağan dışı bu durumda istenmeyen düşüncelerin akla gelmesi, temizlik algımızın değişmesi, rutin olarak yaptığımız düzenimizin bozulması yaşamış olduğumuz bu süreçte aslında çokta şaşırtıcı değildir.Böyle bir zamanda kaygı ve korku düzeyimizin olması oldukça normal olup, aynı zamanda işlevsel olduğunu da söyleyebiliriz. Belirli düzeyde kaygı ve korkuya sahip olan bir kişi bu duygulara sahip olmayan bir kişiye göre yapılması gerekenler konusunda daha iyi önlemler almaktadır. Kaygı ve korku insan vücudunda uyarıcı etkiye sahip olduğundan daha iyi önlem almamızı sağlayabilmektedir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli şey ise insanların kaygı ve korku düzeylerine ne kadar sahip olduklarıdır. Bu duyguların abartılı olarak yaşanması insanların ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyeceğinden dolayı, insanlar doğru kararlar almakta zorlanacağı gibi zamanla gerçeklik algısında da bozulmalar yaşayabilmektedirler.



ree

Unutmamak gerekir ki yaşanılan bu zorlu süreçte çocukların bakımını üstlenen ebeveynlerin ruh sağlığının iyi olması, ilerleyen dönemlerde çocukların psikolojik sorunlar yaşamalarının önüne geçecektir.

Gelişimsel özellikleri göz önüne alınarak değerlendirildiğinde çocuklar kaygı ve korku sonrasında oluşan strese yetişkin­lerden farklı tepkiler verebilirler. Bilişsel (zihinsel) gelişimlerinin de­vam etmesi dolayısıyla çocuklar içinde bulundukları stresle baş etmekte farklı tepkiler vermektedirler. Böylesine zorlu günlerde çocuk ve ergenlerin yaş gruplarına göre sergilediği ortak davranışlara bir göz atalım...


5 YAŞ ALTI ÇOCUKLAR

Küçük çocuklar stresli durumlarla karşı karşıya kaldıklarında bilişsel gelişim düzeyleri ve kısıtlı tıbbi bilgileri nedeni ile hastalıkları, salgınları ya da virüs gibi konuları anlamakta ve adlandırmakta zorluk yaşayabilirler. Gerçekçi olmayan bakış açılarıyla kaygı uyandıran değerlendirmeler yapabilirler. Ebeveynlerinin yanından ayrılmaktan kaygı duyarlar. Somatik ağrılarından şikâyetçi olurlar; örneğin; karın ağrısı, diş ağrısı, baş ağrısı vb. Ağlama nöbetleri olur, genellikle huzursuz ve huysuz olurlar.


6-11 YAŞ ÇOCUKLAR

İlkokul çağı olarak adlandırdığımız bu yaş grubundaki çocuklar salgının ne anlama geldiğini, bu süreçte neler yaşandığını somut düzeyde anlama yeterliliğine sahiptirler. Stresle karşı karşıya geldiklerinde; odaklanma sorunu yaşayabilirler. Sosyalliklerinden uzaklaşarak içine kapanma davranışları sergileyebilirler ve herkesten uzak durarak dışarıya dahi çıkmakta zorlanabilirler. Ailesinin ya da kendisinin zarar görme ihtimalinden oldukça endişe duyarlar ve nedeniz yere sinirli, saldırgan, kavgacı tutumlar sergileyebilirler. Bazı çocuklarda geriye dönme tepkileri de ortaya çıkabilmektedir; örneğin ebeveyni tarafından yemek yemesi sağlanır, daha öncesinde kendi başına yaptığı özbakım ile ilgili işlerini artık ebeveyn desteği ile sağlayabilir. Zaman zaman uyku problemleri gözlemlenmekle birlikte geceleri rüyasından ağlayarak uyanma tepkileri sergileyebilirler. Gerçekliği olmayan korkular geliştirirler ve sürekli bir şekilde bu korkularından bahsetme davranışları sergileyebilirler.


12-18 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLAR:

12-18 yaş arası yani ergenlik dönemi olarak adlandırdığımız bu yaş grubu içindeki çocuklar fiziksel görünüşlerinin yanı sıra duygusal anlamda da değişim içerisinde olurlar. Ergenler karşı karşıya olduğumuz tehlikeyi küçümseme eğiliminde olabilir, başlarına hiçbir şey gelmeyeceğini ve bu hastalığa asla yakalanmayacaklarını düşünebilirler. Tam da değişim sürecinde olan bu çocukların kaygılı bir dönemde stresle başa çıkmalarında farklılıklar ve zorluklar yaşanabilmektedir. Hormonal düzeylerinde değişimler gözlemlenen bu yaş grubundaki çocukların bazıları nedensiz yere aşırı sinirli ve alıngan olabilirler, sevdiği aktivitelerden zevk almamaya başlayabilirler. Sosyal ortamlarından ve ailesinden uzak durabilir sürekli yalnız kalma ihtiyacı duyabilirler. Ailesinin sorularına kısa ve belirsiz yanıtlar verebilirler. Bazılarında salgından duydukları kaygı kaynaklı fiziksel ağrılarından bahsedebilirler. Bir kısım gençte ise kurallara karşı gelme davranışları gözlemlenebilir sosyal ortamlarda uyması gereken kurallara uymakta sorun çıkartıp riskli davranışlar sergileyebilirler. Yaşça daha büyük ergenlerde ise madde ve alkol kullanımı gibi davranışları gözlemlenebilmektedir.

Çocuklar ve ergenler böylesine büyük, tüm dünyayı derinden etkileyen salgından dolayı kaygı verici ve stresli durumlarla karşılaştıklarında genel olarak yukarıda vermiş olduğum strese bağlı davranış değişiklikleri sergileyebilmektedirler. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, her bireyin birbirinden farklı ve biricik olduğudur. Dolayısıyla çocuğun ya da ergenin yaşamış olduğu kaygı düzeyinin yoğunluğu, kişiliği, karakteri davranışlarında farklı tepkiler sergilemesinde önemli etkenlerdendir. Böylesine belirsiz ve küresel boyuta gelmiş bu salgından dolayı çocuk ve ergenlerin davranışlarındaki değişiklikler normaldir ancak zamanla davranışlarında düzelme olmuyorsa davranışlarının sıklığı ve şiddeti artarak devam ediyorsa, çocuk ergen alanında uzmanlardan psikolojik destek almak gerekmektedir.

GELİŞİMSEL DÖNEMLERE ÖZGÜ YAKLAŞIM ÖNERİLERİ

Çocukların ruhsal, zihinsel, motor, sosyal becerilerini kazanmalarını destekleyici faaliyetler yapılabilirsiniz. İçerisinde olduğumuz olağan üstü salgın dolayısıyla çocukların alışık oldukları rutinlerinde bozulmalar meydana gelmiştir. Bu süreçte çocuklar ruhsal, sosyal, akademik, motor, zihinsel gelişimlerinde gerileme gözlemlenebilir. Dolayısıyla bu süreçte farklı psikiyatrik sorunların ortaya çıkmasın zemin hazırlayabilir veya zeminde olan bazı sorunların (takıntı, saplantı, mükemmeliyetçilik, sağlık kaygısı, ayrılma kaygısı, travma ile ilişkili bozukluklar, depresif duygu durum, kaygı ile ilgili durumlar, sanrısal durumlar) ağırlaşmasına yol açabilir. Tüm ailenin süreci yönetmeleri ve bu durumla baş etme becerilerini geliştirmeleri önem arz etmektedir.

5 YAŞ ALTI ÇOCUKLAR

· Küçük çocuklara anlamalarını pekiştirmek amaçlı aynı konuları defalarca tekrarlamanız gerekebilir.

· Bu yaş grubundaki çocuklar soyut kavram olan bakteri, mikrop, virüs gibi görmedikleri canlıları anlamaları ve bunları kafalarında canlandırmaları beklemek çokta gerçekçi değildir. Dolayısıyla bu kavramları anlatırken somut açıklamalar yaparak anlayacakları bir dilde bilgi vermek gerekmektedir.

· Bu yaş grubundaki çocuklarda belirsizlik durumu kaygı düzeylerini arttırmaktadır. Belirsizlik sürecinde farklı anlamlandırmalar yaparak daha çok endişe ve kaygı içerisine girebilirler. Bu nedenle onların konu hakkındaki düşüncelerini sorgulayıp ne bildiklerini öğrenmek önemlidir. Böylece çocuğunuzun yanlış anladığı noktaları düzeltip doğru bilgileri aktarmış olursunuz.

Küçük yaş grubundaki çocukları istemedikleri ve hazır hissetmedikleri sürece konuşmaya zorlamamalıyız. Yaş düzeylerine uygun kısa ve net açıklamalar yapılmalı böylece gereksiz yere kaygılanmalarının önüne geçmiş olabilirsiniz.

· Bu süreçte salgından dolayı hastalığa yakalanmanın kimsenin suçu olmadığı, kimsenin isteyerek bu hastalığa yakalanmadığı, saklanması veya utanılması gereken bir durum olmadığı mesajı çocuklara belirtilmelidir.

6-11 YAŞ ÇOCUKLAR

lkokul döneminde çocukların arkadaş ilişkileri, öğretmenleri ile iletişimleri ruhsal gelişimleri ve psikolojik açıdan daha rahat olmaları açısından aynı zamanda kendilerini güvende ve iyi hissetmeleri için çok önemlidir. Dolayısıyla yaşanılan bu süreçte öğretmenlerinden ve arkadaşlarından uzaklaşmamaları adına onlar ile mesajlaşmaları, telefonla konuşmaları, iletişimlerini kesmemeleri onlar için bu süreci daha olumlu atlatmak için faydalı olabilir.

· Çocuklar sözel olarak ifade etmeseler de olanların farkındadırlar, hiçbir şey yokmuş gibi davranmak, çocuklarınızın kaygılarının daha çok artmasına yol açabilir veya kendi zihinlerinde yanlış olarak yorumlayabilirler ve böylece bu durum korkularının artmasına yol açabilir.

· Çocukların rutinlere alışık olduğunu unutmamak gerekmektedir. Okul zamanında olduğu gibi; uyku, yemek, teknoloji kullanımı, oyun oynama ve ders saatlerini mümkün olduğunca belirli saatlerde sabit tutmalı, belli rutinlerini korumak önemlidir.

· Uykunun çocuk ruh sağlığı açısından önemi büyüktür; özellikle uyku ritminin bozulması çocuklarımızın ruh sağlığını olumsuz etkiyebilir. Okul zamanında olduğu gibi uyku ve yemek saatlerini düzenli tutmak çocuklarda kafa karışıklığını önlemenin en temel yollarındandır.

· Teknoloji kullanımına özellikle dikkat edilmeli. Bu dönemde çocukların televizyon üzerinden ve bilgisayardan dersleri devam ettiğinden emin olmalı, gereğinden fazla ve gereksiz yere telefon tablet veya bilgisayar gibi teknolojik uyaranlardan, salgın haberlerinden uzak tutmak rahatlatıcı olabilecektir.

12-18 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLAR:

Böyle durumlarda ergenlik döneminde olan çocuğunuzu iyice dinlemek ve süreç hakkında konuşmak gerekmektedir. Çocuğunuzun kurallara uyum sağlamakta zorlandığı zamanlarda öfkelenmek, zıtlaşmak, eleştirmek, fikirlerine saygı duymamak, terslemek süreci daha zorlaştıracağından, “ben” dili kullanmak ve uygun bilimsel verileri kanıtlarla paylaşmak ergenler için daha yararlı olabilir. Böylece daha uyumlu ve salgın karşısında daha uygun tepkiler vermesini sağlayabilirsiniz.

· Ergenlerle konuşurken abartılı ve gerçek dışı bilgi vererek korkularından dolayı kurallara uymasını sağlamak yanlış bir tutumdur. Onlarla sadece doğruları konuşmalı, korona virüs salgını ve yapmamız gerekenleri kısa ve anlaşılabilir şekilde belirtmelisiniz.

· Çocuklarınızla salgın hakkında konuşurken onları kaygıya sürükleyici değilde, rahatlatıcı, güven verici her zamankinden daha ilgili ve şefkatli konuşmalısınız.

Kendi endişelerinizi yönetmekte zorlandığınız böylesine zorlu bir dönemde ebeveynlerin çocuklarına karşı tutumları önem arz etmektedir. Çocukların Dünyanın güvenilir bir yer olduğuna inanma ihtiyacında olduklarını ve bu inanç, yetişkinlerin tutum ve yorumlarıyla yakından ilişkili olduğunu unutmayalım. Yetişkinler olarak yapabileceğimiz en iyi şey onları dinlemek ve destekleyici, tutarlı ve dürüst bir tutum takınmaktır..


SAĞLIKLA KALIN

 
 
 

Yorumlar


© 2019 Created By Frog Creative Works

bottom of page